Özet
Ekonomik şartlar, coğrafi konum, evlilik ve çocuk sahibi olma kadınların yakın bir geleceğe kadar eğitimi ikinci plana atmalarına neden olmuştur. Ancak çağdaş ve refah düzeyi yüksek bir toplum seviyesine ulaşabilmek için kadının eğitimi kaçınıl- maz derecede önemlidir. Kadının eğitiminin toplumsal açıdan bir diğer önemi ise artık toplumların gelişmişlik düzeyinin kadının eğitim düzeyine göre belirleniyor ol- masıdır. Kadının toplumdaki yerinin daha iyi bir konuma gelmesi gelişen teknolojiler- in yardımıyla da artık daha mümkün hale gelmektedir. Ayrıca kadınların hayatlarının her döneminde, istedikleri zaman ve istedikleri mekanda özgürce eğitim alabilmelerini sağlamak konusunda açık ve uzaktan öğrenme oldukça geniş bir kapı aralamıştır. Örgün eğitimin yetersiz ya da eksik kaldığı veya ulaşılmadığı durumlarda eğitimde açıklık, teknolojinin desteğiyle kadınlar için daha ulaşılabilir bir öğrenim ortamı sağlamıştır. Açık ve uzaktan öğrenme programlarından mezun olan kadınların işgücünde istihdam edilmesi ekonomik kalkınmada da pozitif etkiler gösterebilir. Açık ve uzaktan öğrenme programlarından mezun olan eğitimli ve bilinçli kadınlar tüm iş sahalarında yer alabilir ve ekonomik bağımsızlıklarını elde edebilirler.
![]() |
| Açık ve Uzaktan Öğrenmede Kadın Çalışmaları |
GİRİŞ
Eğitim, tarih boyunca farklı coğrafi alanlarda yaşayanların kalkınmasında ve ilerleme- sinde oldukça önemsenmiştir. (Beycioğlu ve Konan, 2008). Hatta çağdaş toplum sevi- yesine ulaşmayı hedefleyen tüm toplumlar eğitimi önemli bir güç unsuru olarak kullan- mışlardır (Beycioğlu ve Konan, 2008). Günümüzde ise eğitimde fırsat eşitliği sağlayan toplumların gelişmişlik düzeyi toplumda bulunan kadınların eğitim düzeyleri ile öl- çülmektedir (Demiray, 2013). Durum böyle olunca kadınların yaşamlarında istedikleri zaman, istedikleri yerde eğitim alabilmeleri ve eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri önemli bir konu haline geldiği ifade edilebilir. Bu durumu olanaklı kılan yaklaşımlar- dan biri de açık ve uzaktan öğrenmedir. Açık ve uzaktan öğrenmenin kavram olarak 19.yy başlarına dayanmakta olsa da 20.yy sonlarına doğru yaygın olarak kullanılmaya başlanan bir kavram olduğu ifade edilmektedir (Aydın, 2011). Bozkurt (2017), sosyal adalet, fırsat eşitliği gibi kavramlara vurgu yaparak açık ve uzaktan öğrenmeyi sunu- lan esnek öğrenme fırsatı ile eğitim-öğretim almak isteyen her yaştan, cinsiyet, etnik köken ve coğrafi sınırlılıkları ortadan kaldıran bir sistem olarak tanımlamaktadır. Bu bağlamda esnek öğrenme fırsatı sunan açık ve uzaktan öğrenmenin kadınlara sağladığı avantajlar ve bu konuda gerçekleştirilen çalışmalar önem kazanmaktadır.
AÇIK VE UZAKTAN ÖĞRENME
Gelişen teknoloji ve bilimsel gelişmelerin eğitim dünyasında birçok alanı etkilediği gibi eğitimde açıklık bağlamında da etkileri bulunduğu söylenebilir. Eğitimde açık- lık kavramının temelleri oldukça köklü bir geçmişe sahiptir. Kavram olarak açıklık, toplumların yapısını değiştirmekte ve bilginin ulaşabildiği tüm sınırları genişlettiği belirtilebilir. Günümüzde ise açıklık kavramı mevcut örgün eğitimin ihtiyaçlara yanıt vermemesi (Güleç, Çelik ve Demirhan, 2012) ve yeterli talebi karşılayamaması sonu- cunda benimsendiği ifade edilmektedir.
Rodriguez (2012), açık ve uzaktan eğitimin gelişimi için dönemlerin birbirinden ba- ğımsız olmadığını hatta bu dönemlerin birbirini kapsayarak ilerlediği ifade etmiştir. Açık ve uzaktan öğrenmenin geçirdiği birçok dönem olduğu belirtilmektedir (Moore ve Kearsley, 2012; İşman, 2011; Bozkurt, 2017). Bu dönem tanımlamaları her ne kadar birbirinden farklı sayıda ve başlıklar altında yer alsa da teknolojinin bu dönemler- de önemli bir belirleyici, değişimin tetikleyicisi olduğu ifade edilebilir. Bu bağlamda teknoloji açık ve uzaktan öğrenmenin geniş kitlelere ulaşmasında önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.
![]() |
| kadın çalışmaları |
Bilginin geniş kitlelere ulaşmasında önemli bir araç olan teknolojinin yanı sıra eğitim- de açıklık kavramının da etkilerinin bulunduğu belirtilebilir. Eğitimde açıklık kavra- mının yetersiz örgün eğitimin yanıt veremediği toplumsal ihtiyaçlar için benimsenen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır (Güleç, Çelik ve Demirhan, 2012). Bunun yanı sıra eğitimde açıklık ile ilgili olarak; toplumlara fikirlerin empoze etme amacıyla kullanıldığı (Koseoglu ve Bozkurt, 2018), aktif vatandaşlık becerilerinin kazandırıl- ması amacıyla kullanıldığı (Hussman ve Rizzo, 2013), herkes için bilgi ve toplumsal ilerleme amacıyla kullanıldığı (Artsın, 2018) yönünde tanımlamalar bulunmaktadır.
Teknoloji ve eğitimde açıklık günümüzün yaşam koşullarında hayatın her alanında kendine yer bulmuş ve bilginin yaygınlaşmasında önemli bir araç olmuştur. İnternet ve çevresinde gelişen sosyal medya web siteleri, arama motorları, bloglar, video payla- şım siteleri teknoloji temeli ile bilgilerin geniş kitlelere ulaşması amacına hizmet eden birer araç görünümüne sahiptir. Açıklık kavramının teknoloji ve özel girişimlerin etki- si ile ortaya çıkan internet ve çevresindeki ürünler, üniversiteler gibi akademik birim- lerin katılımı ve yoğunlaşması ile Kitlesel Açık Çevrimiçi Derslerin (KAÇD) ortaya çıkmasını sağlamıştır.
2008 yılında Downes ve Siemens tarafından “Connectivism and Connective Knowledge” isminde çevrimiçi bir ders ile öğrenenlerin kredi tamamlayabilmesi amacıy- la oluşturan (Cormier ve Siemens, 2010) bu dersler günümüzde sayıları binlercesini içerisinde barındıran (Shah, 2018) kitlesel derslerin meydana gelmesini sağlamıştır. Büyük bir eğitim pazarı içerisinde her geçen gün eğitimciler ve öğrencilerden daha fazla ilgi görmekte olan KAÇD’ler geleceğin öğrenme ortamları olabileceği gibi kimi düşüncelere göre mevcut eğitim sistemimizin yapısını bozmakta olduğu belirtilmektedir (Kelly, 2014; Yuan ve Powell, 2013). Bu bağlamda da eğitim talebinde bulunan kitleler için sağladığı esneklik ile büyük avantajlara sahip olan KAÇD’ler günümüzde toplumun birçok kesiminden insanı içerisinde barındırmaktadır. Alanyazında gerçek- leştirilen çalışmalarda toplumsal farklılıkların KAÇD’lerde bulunan katılımcı profilini etkilediğine dair çalışmalar bulunmaktadır (Jiang, Schenke, Eccles, Xu ve Warschauer, 2016). Jiang, Schenke, Eccles, Xu ve Warschauer (2016) tarafından gerçekleştirilen çaışmada erkeklerin egemen olduğu toplumlarda ve daha az gelişmiş toplumlarda kadınların daha fazla KAÇD katılımcı gösterdiği belirtilmiştir.
![]() |
| uzaktan eğitimde kadın |
Genel olarak açık ve uzaktan öğrenmeni temelleri 1880li yıllarda evde çalışma olarak da anılan mektupla öğretimle başlamıştır. Bu sistem, evden veya işten bağımsız ola- rak çalışmak isteyen kadınların ve çoğunlukla geleneksel örgün eğitimden çıkarılmış olan kadınlar, işçiler ve çiftçilerden oluşan hedef kitlenin (Bozkurt, 2019) katılımını amaçlamaktaydı. 1883 yılında ise kırsal kesimde yaşayan ya da eğitim olanağı elde edemeyen kadınlar için Anna Eliot Ticknor bir evden çalışma okulu kurmuş ve bir- çok kadının eğitim görmesini sağlamıştır (Demiray, 2013). Kadınların kısıtlı zaman, kaynak, sosyo ekonomik düzeyleri göz önünde bulundurulduğunda uzaktan eğitimi tercih etmelerinde oldukça etkili olduğu belirtilmektedir (Kwapong, 2007). Bu bağ- lamda açık ve uzaktan öğrenme alanında gerçekleştirilen kadın çalışmaları oldukça önem kazanmaktadır.
KADIN ÇALIŞMALARI
Alanyazında kadınlar ile ilgili birçok farklı konuda çalışmaların olduğu görülebilmek- tedir. Kadınlar hakkında iş yaşamından dışlanmaları (Çakır, 2008), aile içi şiddete mağ- ruz kalmaları (Capaldi, Knoble, Shortt ve Kim, 2012; WHO, 2012; Heise, 1998), iyi düzeyde eğitim almalarından (Demiray, 2013) kaynaklı yaşadıkları tecrübeler ile ilgili çalışmaların gerçekleştirildiği görülmektedir. Gerçekleştirilen çalışmalarda kadınların yaşam deneyimlerinin ortaya çıkarılması ve yaşamları sırasında karşılaştıkları zorluklar hakkında olduğu söylenebilir. Bunların yanı sıra eğitim fırsatları ve işgücüne katılımları gibi konularda da alanyazında çalışmaların gerçekleştirildiği konulardandır. Bazı toplumlarda kadınların iyi düzeylerde eğitim alamamasının problem olarak ça- lışılan bir konu olduğu karşımıza çıkmaktadır.
Bazı toplumlarda da kadınların işgü- cüne katılımının kalkınmanın önemli bir adımı olarak görüldüğüne dair çalışmalar bulunmaktadır (Ayvaz Kızılgöl, 2012). Kadınların az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde çalışma yaşamına katılmaması ya da daha az oranda katılım gösterdiği gö- rülmektedir. İş gücüne katılım gösterseler bile daha düşük ücretlerle ve daha zor ko- şullarda çalıştırılmak istendiği belirtilmektedir (Fikret, 2001). Bu durum sonucunda kadınlar iş yaşamında aktif görev almak yerine evlenmeyi ve çocuklarını büyütmeyi tercih ettikleri görülmektedir. Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranlarının son 20 yılda oldukça az olması ve azalmaya devam etmesi (Ayvaz Kızılgöl, 2012) bu duru- mu destekler niteliktedir.
Öte yandan kadınlar ile ilgili gerçekleştirilen çalışmalarda kadınların aldıkları eğitim- lerin iş yaşamına yansımalarının oranlı olmadığı ifade edilmektedir (Ermiş, 2009). Durum böyle olunca işgücüne katılan kadınların evlilik ve çocuk hayallerini ertelemek zorunda olduklarını düşündükleri belirtilmektedir (Gürol, 2007). Bu nedenle kadın- ların birçoğu iş yaşamını sonlandırmayı tercih ediyorlar. Ancak akademik kariyerine devam eden birçok kadının da oldukça üst mevkilerde yer aldıkları da görülmektedir (Çelitken, 2004). Kadınların çalışma yaşamına katılmalarının en olumlu yanlarından biri de kendi eko- nomik bağımsızlıklarını ellerine almaları olmuştur (Adak, 2007). Türkiye’de 1960 yı- lında akademisyenlerin %19’unu kadınlar oluştururken, aktif olarak çalışan kadınların oranı ise %0.59’u geçmemektedir (Öztan ve Doğan, 2015).
![]() |
| kadın hareketleri |
Yakın zamanda ise akade- misyenlerin %41 kadarını kadın akademisyenler oluşturmaktadır (Ergöl, Koç, Eroğlu ve Taşkın, 2012). Hatta kadın akademisyenler ile ilgili bu oran Türkiye İstatistik Kuru- mu’nun (2018) istatistiklerle kadın raporunda %43,1’dir. Yine aynı raporda Türkiye’de yönetici poziyonundaki kadınların oranının %16,7 olduğu belirtilmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (2019) istatistiklerle kadın raporunda öğretim görevlisi olarak istihdam edilen kadınların oranının %50.20 olduğu belirtilmektedir. Bunların yanı sıra en fazla kadın öğretim üyesi bulunan bölümler biyoloji, kimya, gıda ve çevre mühen- disliğidir (Çağlayan, 2015). Kadın akademisyenlerle ilgili yapılan araştırmalar incelen- diğinde, bu araştırmaların özellikle STEM ile ilişkilendirildiği görülmektedir (Leslie, Cimpian, Meyer ve Freeland, 2015). Genel olarak günümüzde akademide bulunan bi- lim insanı olarak görev alan kadınların geçmiş dönemlere göre arttığı söyleyebiliriz.
Kadınların iş yaşamından, aile içi yaşadıkları süreçlere kadar birçok noktada, hayatla- rının her döneminde tecrübeye ve bilgiye ihtiyaçları oldukları belirtilebilir. Günümüz- de kadınların iş yaşamına katılabilmeleri ve eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde birçok ulusal ve uluslararası projeler gerçekleştirilmektedir. Bu projeler ile kadınların istihdamı sağlanarak ülke ekonomi- lerinin canlanması hedeflenmektedir. Her ne kadar tüm kadınların bu projelerden faydalanarak bilgi ve yenilik sağlamaları istense de kadınların bulundukları toplum- ların yüklediği sorumlulukların da beraberinde devam ediyor olması kadınların bu gibi çalışmalarda yer almalarında sorunlar yaratabilmektedir. Durum böyle olunca ka- dınların istedikleri zaman istedikleri yerden bilgi edinebileceği, öğrenme süreçlerini gerçekleştirebilecekleri ortamların sağlanması oldukça önemlidir. Bu öğrenme süreci günümüzde açık ve uzaktan öğrenme ve KAÇD’ler ile sağlanabilir.
Günümüzde her ne kadar açık ve uzaktan öğrenme programlarının ve KAÇD’lerin sayısı, içeriklerinin çeşitliliği artıyor olsa da kadın katılımcıların sayısı gerçekleştirilen çalışmalara göre farklılık göstermektedir. Bu durumun sebeplerinden birisi kadınların erkeklere oranla daha fazla sorumluluğa sahip olmalarından kaynaklı olabileceği be- lirtilmektedir (Demiray, 1995). Hatta kadınların sahip oldukları bu sorumlulukların, onların kendi kendilerine öğrenme becerilerinin erkeklere göre daha fazla olmasında da etkili olabileceği ifade edilebilir. Kadınlar her ne kadar çok fazla sorumluluğa sahip olsalar bile gerçekleştirilen çalışmalarda kadınların açık ve uzaktan öğrenme prog- ramlarını daha az tercih ettiklerini fakat erkeklere göre mezun olma durumlarında paralellik olduğu belirtilmektedir (Demiray, 1995).
SONUÇ
Günümüzde açık ve uzaktan eğitimde yapılan çalışmalarda kadın çalışmalarına ve kadına dair bulguların ortaya çıkarılması oldukça önemli hale gelmektedir. Açık ve uzaktan öğrenme alanından, kitlesel olarak sunulan KAÇD’lere kadar gerçekleştirilen çalışmalarda kadınlara dair çalışmalar alanda kadınlar hakkında sunulan bulguların değerlendirilebilmesi açısından değerli olmaktadır. Bu bağlamda açık ve uzaktan öğ- renme alanında gerçekleştirilen kadın çalışmalarının sağladığı bulguların değerlen- dirilmesi alanda gerçekleştirilecek çalışmalar için yol gösterici niteliği taşımaktadır. Kadınlar açık ve uzaktan öğrenme ile hayatlarının her döneminde ihtiyaçları oldukları bilgiyi istedikleri zaman ve istedikleri mekandan öğrenerek bu deneyimden faydalana- bilirler. Hatta açık ve uzaktan öğrenme programlarından mezun olan kadınları iş gücü olarak istihdam edilerek ekonomik kalkınmanın önemli parçaları haline gelebilirler. Bunun da ötesinde günlük yaşamlarında ve sosyal hayatta daha kaliteli ve güvenilir bilgi edinmek için KAÇD’lerden faydalanabilirler. Bu sayede kişisel gelişimlerini sağ- layabilirler. Alanyazında kadınlar ile ilgili gerçekleştirilen çalışmaların genel olarak kadınların yaşadıkları zorluklar ile sınırlı olsa da açık ve uzaktan öğrenme araştırma- larında kadınlar ile ilgili çalışmaların gerçekleştirilmesi kadınların yaşadıkları zorluk- lar için çözüm önerilerinin sunulabilmesi açısından önemli olabilir.
Kaynak: https://www.researchgate.net/profile/Murat-Artsin-2/publication/338234129_Acik_ve_Uzaktan_Ogrenmede_Kadin_Calismalari



