Zaman

Zaman nedir? Zaman, alışmak mıdır?

Zaman yaşamak mıdır? Yoksa zaman beklemek midir?

5 harfli kavrama ne kadar da çok şey gizlenmiş öyle.

El arabasıyla ilerleyen bir kadın, uzak görünen fakat bize bizden daha yakın bir akbaba, mürekkep biter korkusuyla umutlarını kağıda hızlı hızlı yazan bir kalem.

Zamanın içinde bunlar olur genellikle. Fakat tanrı bize bunu fark ettirmez.

Tıpkı dünyanın döndüğünü bize hissettirmediği gibi. Zaman; tükenmişliği, umudu, ölümü, yaşamı, karanlığı, aydınlığı getirir bize.

Zaman

Evrenin en adaletli treninde raydan çıkmış olsak bile sabretmeyi öğretir. Zaman, alışmayı öğretir; Bir annenin bebeğine alışması, parasızlığa alışmayı, bir insanın yürüyemeyen birine alışmasını ya da sevmenin nasıl bir his olduğunu öğretir.

Zaman kaybetmeyi öğretir: sevdiklerimizi, emeklerimizi, duygularımızı kaybetmeyi öğretir. Zamanı tutamayız. Karadelikler gibi içine çekip yutar bizi. Büyüdükçe kayboluruz.

Gözyaşlarımız bile siyaha bürünür. Zamanla gerçekleşir yüzümüzdeki çizgiler. Ve zamanla toprağa kavuşur ruhumuzu taşıyan bu bedenler.

Harcadıkça tükendiğimiz tek kavramdır zaman. Kalbimize kezzap döküp delik deşik ettiği de olur, ruhumuza en güzel çiçeklerin tohumlarını ekip midemizde kelebekler uçuşturduğu zaman da…

Adalettir zaman. Acımasızca bizden alsa bile bir şeyleri, farklı biçimde de olsa umutla telafi edip geri getirir götürdüğü her şeyi.

Ensemizde hissettiğimiz nefestir zaman, tıpkı ölüm gibi. Hayatı yolunda gitse bile kaldırımda oturup sigara içen bir adam gibidir zaman.

“Zamanla varlığımı pekiştirdim.” demek yerine “Zamanla yok oldum.” deriz. Çıplak bedenimiz de bir makberde çürür elbet

Akıl izlerimiz meydan okur bu kaçınılmaz cinayete. Yok olmak diye bir şey de yoktur aslında, varlığımızı sürdürmek için ne kadar çaba harcadığımız vardır.

Zaman değil asıl bizi yok eden; ağaç dallarındaki yaşam sevgisini, rüzgarlarla dağıtıp insanlara ulaştırmamak yok eder bizi. Zamanın bize öğrettiklerini almaktır bütün mesele.

Ve küçük bir hediye:

 Aleyna Keskin

            Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir