Bu hafta Sultan Edip’in güzel sunumuyla dersi gerçekleştirdik. Haftanın konusu Beyin Temelli Öğrenme idi. Beyinin sahip olduğu fizyolojik yapısından başlayarak tüm insan öğrenme üzerindeki etkisi ile ilgili iyi bilgiler edindik.
Tarih boyunca insan beyni hakkında gerçekleştirilen çizimler ve bu çizimlerin değişimine dair sunulan görseller oldukça etkiliydi.
Beyin ve sinirsel yapılar ile ilgili olarak bazı tanımlamaların gerçekleştirilmesi söz konusu. Örneğin; nöron, gliyal hücreler, sinapslar, serebral korteks, teriküler formasyon,beyincik, talamus, hipotalamus, amigdal, hipokampus, korpus kallosum, oksipital lob, parietal lob, temporal lob, frontal lob. Şimdi bunların özelliklerinin ve görevlerinin neler olduğunu öğrenelim. Schunk (2014)’a göre aşağıdaki tanımlar sunulmaktadır.
Serebral korteks: Duyusal bilgilerin işlendiği yerdir.
Retiküler formasyon: Vücutun fiziksel işlevlerinin yürütüldüğü alandır. Nefes alıp vermek gibi.
Beyincik: Vücudun duruşunu sağlar ve kasların kontrolünü sağlar.
Talamus: Koku dışındaki tüm duyuların toplandığı alandır.
Hipotalamus: Su, uyku ve yemek gibi fiziksel ihtiyaçlarını yönetir.
Amigdal: Duyguları ve saldırganlığı yönetir.
Hipokampus: Bilgilerimizi uzun süreli belleğe yerleştiren alandır.
Korpus kallosum: İki yarım küreyi birbirine bağlayan körü görevi görür.
Oksipital lob: Görsel bilgileri işler.
Parietal lob: Fiziksel temas ile ilgili işlevleri işler.
Temporal lob: İşitme ile ilgili işlevleri işler.
Frontal lob: Planlama ve karar verme, hedef belirleme gibi süreçleri işler.
Broca bölgesi: Konuşma sürecini yönetir.
Wernicke bölgesi: Konuşmayı anlamayı sağlayan bölgedir.
Beyin temelli öğrenme ilk olarak Hebb (1980) tarafından kuram haline getirilmiştir. Hebb (1980)’e göre insanın çevre ile etkileşimi sonucunda nöronlar uyarılara maruz kalır. Bu uyarılar sonucunda hücre kümeleri meydana geldiği ifade edilmektedir. Bu bağlamda da insanların maruz kaldıkları çevresel etkileri arttırırsak çok daha fazla nöron meydana gelmektedir. Geçmişten günümüze gerçekleştirilen çalışmalarda beyin hakkında ileri sürülen bir çok farklı özellik söz konusudur. Örneğin Hirst (1995), sol ve sağ beynin farklı düşünme özelliklerine sahip olduğunu belirtmiştir.
Şimdi beyin hakkında bu denli bilginin nasıl öğrenildiğini düşünebiliriz. Bu noktada beyin araştırmaların kullanılan yöntemlerin neler olduğunu bilmek bizler için faydalı olacaktır. Beyin araştırmalarında kullanılan yöntemler şunlardır; X-ışınları, bilgisayar eksenli tomografi görüntüleri, elektroensefalografi, pozitron yayınım tomografi görüntüleri, manyetik rezonans görüntüsü, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüsüdür.
Beyin hakkında yapılan son çalışmalar beyinin gelişimi noktası etki eden etmenleri şu şekilde sıralamıştır: Kalıtım, çevresel uyarım, beslenme, streoidler, teratojenlerdir. Bunların yanı sıra bir beynin gelişimi için sahip olduğu bazı dönemlerde bulunmaktadır. Bu dönemler insanın beyninin gelişimi için oldukça önemlidir. Bunlar; duyu motor, işitsel, görsel, duygusal ve dildir.
Beyin araştırmaları ile ilgili birçok konu bulunmaktadır. Birçok disiplinde beyin temelli öğrenme ile ilgili çalışma bulunmaktadır. Örneğin eğitim bilimlerindeki dikkat çekici olan konulardan bazıları şunlardır: erken eğitim rolü ilgili çalışmalar, bilişsel süreçlerin karmaşıklığı ile ilgili çalışmalar, özel zorlukların teşhisi ile ilgili çalışmalar, öğrenme sürecinin çok boyutlu yapısı ile ilgili çalışmalardır. Beyin temelli öğrenme ile ilgili olarak desteklenen bazı eğitim uygulamaları da şunlardır; problem temelli öğrenme, simülasyon ve rol yapma, tartışmalar, grafikler ve olumlu ortamdır.
Bu noktada en dikkat çekici uygulamalardan biri olan problem çözmenin beyin temelli öğrenme bağlamındaki ilişkisini irdelemek çok faydalı olacaktır. Öğrencilerin problem çözmeleri sonucunda farklı yollar ve farklı yöntemler öğrenirler. Bu yollarda öğrencilerin yeni sinaptik bağlantılar gerçekleştirmelerini sağlar. Ayrıca problem temelli öğrenme öğrencinin motivasyonunu arttırır ve bu da sinirsel ağların oluşmasını sağlar.

