Alanlar ve Anthony Giddens'ın Yapı-Fail Görüşleri

Akademi haftamızın altıncı gününün ikinci akademik içeriği ve ilk içerik ile bağlantılı olan içeriğimizin konusu alanlar kavramı ve Giddens'ın yapı-fail hakkındaki düşünceleridir. Alanlar kavramı nedir? Hangi alanlar üzerinde durulur? Bourdieu'nun bu konuda görüşü nedir? Giddens ve faillik görüşü nelerdir? Gibi soruların cevabını bu içeriğimizde bulabilirsiniz.

Alan ve Kültürel Sermaye
Alan ve Kültürel Sermaye


Alanlar 

Kültürel sermayenin işlediği yer olarak tanımlayabiliriz. Alanlar tıpkı bir oyunda olduğu gibi insanların manevra yaptıkları, stratejiler geliştirdikleri ve arzu edilen kaynaklar için mücadele ettikleri toplumsal bir yerdir. Bir futbol alanı yerine Bourdieu akademik alan, dinsel alan, ekonomik alan ve güç alanlarından bahseder. İçinden güç ilişkileri ile yapılandırılmış bir toplumsal mevkiler sistemidir.

Her bir alanda başarı için gerek duyulan belli kültürel sermaye biçimlerinin kazanılması ve koşullandırılmasında kendi habituslarından yardım alırlar ya da bunlar tarafından engellenir. Aktörler nadiren alanlarını değiştirirler. Örneğin daha üst statüler ya da daha iyi para elde edebilmek için çok satan yazarın akademisyen olması YouTube de çok izlenen kişilerin oyuncu olmaları gibi. Yani durumlarını iyileştirmek için alan değiştirebilirler. Mücadeleler sürekli alt alanlar içinde ve alanlar arasında yer alan aktörler arasında gerçekleşir. Yüksek ve alt kültür arasında ki bu çekişmeye örnek olarak moda verilebilir.

Moda Akımları
Moda Akımları
Her moda akımı üst kültürün kendini alt kültürden ayırmaya çalışması ile gerçekleşir ve alt kültür bu moda akımlarını benimsemeye başladıkça da üst kültür yeni akımlar ortaya atmaya çalışmaktadır.  Kültürel ürünlerin değeri üzerindeki anlaşmazlıklar, kurulu sınırların ve hiyerarşilerin sınırlarının çizilmesine ya da onlara meydan okunmasına hizmet eder. Bourdieu yapı ve sistemin yeniden üretilmesine çok önem verdiği ve failin olumsal değişimine yeterince önem vermediği konusunda eleştirilmektedir. Failin işlemez niteliğinden dolayı sistemlerin nasıl değiştiği üzerinde eksikleri olduğu vurgusu yapılır.

ANTHONY GIDDENS 

Giddens’ın yapı ve fail hakkında ki görüşleri birbirini kovalayan bir yapıdadır. Bireyin yapıyı etkilediği aynı zamanda yapıdan etkilendiği ve tekrar bireye dönmesi yönünde bir ikililikten bahsedilerek açıklanabilir. Onun görüşünün temelinde yaratıcı etkin insan öznesi modeli yatmaktadır. İnsanların kurallar ve dışsal yapılar sınırlandırılan varlıklar olduğu görüşüne karşı çıkmaktadır.  Yapının bireylere dışsal bir şey olarak düşünülmesinden daha çok onlara içsel bir şey olarak düşünülmesi gerektiğini ileri sürer.

ANTHONY GIDDENS

Toplumsal alanlarda gördüğümüz yapıların kişinin düşünümsel eylemlerin toplamı olduğunu söyler. Toplumsal yaşamın çoğu pratikler etrafında döner ve insanlar bu pratikler aracılığı ile kendi günlük yaşamlarını sürdürürken kuralları ve kurumları konuşlandırır. Sarsılmaz kurumların yeniden üretilmesine yol açmaktadır da. Bugünün Romeo ve Julietleri artık cep telefonu kullanmakta, ilk baskılarında daktilo edilmiş metinleri bölüşülerek posta hizmetine dayanılırdı ama şuan e-mail yolu ile işbirliği yapılarak belgeler elektronik ortamlardan gönderilmektedir.

Giddens’ın ifadesiyle çağdaş dünya sistemi, insanlık tarihinde ilk defa mekan içerisinde bulunmamanın sistem eş güdümünün artık önlenemediği bir duruma gelmiştir.   Günümüzde ki en belirgin örneği artık dini düşünce kadar güçlü olan sosyal medyadır. Parsons da Tönnies’te bahsedilen cemaat ya da birincil ilişkiler,gerçek  toplumsal bağın meydana geldiği yerlerdi. Bizler böyle yapılara sahipken teknolojik gelişmeler yapının faili, failin yapıyı etkilemesi sonucunda sosyal medya ile tanıştık.


Burada varlığını kanıtlamaya ihtiyaç duyan bireyleri görüyoruz. Sokakta oyun oynamak yerine buralarda oyunlar oynuyoruz kaldı ki yine de en çok online kişilerin birbirleri ile ilişki kurabildikleri oyunları oynamaya çalışıyor buralarda o kaybedilen birincil ilişkileri tamamlamaya çalışıyoruz. Yapı olan bilgisayar oyunları faili kendi içine çekerek etkiledi fail burada ilk zamanlarda gördüğümüz basit tek taraflı oyunları oynadı ama ileri ki zamanlarda yapıyı artık kendisi etkilemeye, tek taraflı durumu ortadan kaldırmak amaçlı oyunları geliştirdi şuan yine yapının içerisinde bağımlı hale geldi. Yani Giddens ta yapı ve fail sürekli değişen koşullar altında birbirini etkileyen durumdadır.

Paranın iki yüzü olarak tanımlamaktadır zaten bir yanı fail diğer yanı ise yapı. Toplum hem insani eylemler tarafından belirlenir hem de yapısal belirleyicilerin etkili olduğu bir yapılaşma sürecinin ürünüdür.  Din insanları şekillendirdiği gibi insanlarda dini şekillendirmektedirler.  İbadet eden bireyler, ibadet için ortaya çıkan mekanlar, normlar var ve bunlar insanlar üzerinde çokça etkiye sahiptir. Gerekli olan yapılar inşa ediliyor mesela cami; ama eski ve yeni fonksiyonlarına bakıldığında farklılıklar görüyoruz sosyalleşilen bir yer iken şimdi bu özelliğini kaybetmiş durumdadır. 


Evet fail mekanın dekoruna, dizaynını karar verebiliyor yapıyı etkiliyor ama yapıda onu etkilemeye devam ediyor. Camiler şuanda eskiden görülen sosyallik alanları olmaktan çıkmış durumdadır. Oturulan sohbet edilen yerler değillerdir. Kendine ait kuralları oluşmuştur kutsaldır adı altında. Yani Giddens yapının hem eylemin aracı hem de sonucu olduğu  vurgusunu yapar. Starbuck’ı kahve zincirini ele alalım; insanlar sadece bir içecek alıp saatlerce oturmak ya da varsa işlerini halledebilmek için bu esnada çalışanların bir şey daha içer misiniz bakışlarına maruz kalmadan sosyalleşilebilen yerlerdir.

Bu yapı failin istekleri sonucunda ortaya çıktı ama yapı zamanla failin şekillenmesine neden olmaya başladı artık buraya giden insanların kıyafetleri, arabaları, dilleri, içecek tercihleri yapıya uygun hale gelmeye başladı.