Din ve Şiddet

Akademi haftasının üçüncü gününün ilk içeriği din ve şiddet konusu olmaktadır.Din şiddeti destekler mi? Dinler tarih boyunca insanoğlunun şiddeti meşrulaştırma aracı olarak mı görüldü? Şiddetin dini, siyasi, psikolojik ve sosyal etkilerinde semavi dinlerin etkileri nelerdir? Bu sorular çerçevesinde din ve şiddet konusunu ve tarihi boyutları gözden geçirerek ele alacağız

Ortaçağ
Ortaçağ

Türk dil kurumuna göre şiddet tanımları şunlardır; Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. Bir hareketten doğan güç. Karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma. Kaba güç. Duygu veya davranışta aşırılık. Şiddet gerek evrim teorisinden yola çıkılarak gerek ise semavi dinlerin inanışı baza alınarak insanlık tarihinin en başından beri hissettiği ve kullandığı bir duygudur. 

Evrime göre insanlar başlangıçlarından beri bir mücadele içinde ve bu mücadelenin getirdiği rekabet ve şiddet içinde gelişip bugünlere gelmiştir. Semavi dinlerdeki mite göre Habil ile Kabil kardeşler kıskançlık ve hırsları dolayısıyla ilk cinayeti ve dolayısıyla ilk şiddeti işlemişlerdir. Bu çerçeve de din mi şiddetti doğurur yoksa insanların doğası gereği şiddet varoluşlarından beri var mıdır? 

Habil ile Kabil
Habil ile Kabil
Dinin şiddete etkisi nedir, gibi sorular akla gelmektedir. Şiddetin din ile ilişkisini ele alabilmek için dinler tarihinde şiddetin yerini anlamak ve günümüz dünyası ile kıyaslamasını yapmak gerekmektedir. Hammurabi topluluğunda kurduğu hukuk kurallarını bir dini dayanağa bir tanrıya dayandırmıştır. Böylelikle insanların bu kurallara uyması daha kolay ve kuralların kaynağı kutsal bir varlık olacağı için daha güçlü konuma gelmiştir. 

Hammurabi hukuk kuralları kısasa kısas bir anlayış içinde ve içinde bir çok şiddet öğeleri bulunmaktadır. Hukuk’un ve uygulayacağı devlet şiddetinin dayanağını bir tanrıya adamış ve meşruiyet kazanmıştır. Açıkça Hammurabi hukuk kuralları, şiddeti meşrulaştırmak için dini kullanmışlardır. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam, Tanrı’yı üstün bir güç ve otorite olarak nitelerler ve kutsal metinlerinde onu günahları cezalandıran (Celal) ve günahları affeden (Cemal) şeklinde iki özelliğiyle resmederler. Buna göre, Yehova iyilik ve kötülük saçar, öldürür ve diriltir, ölüler diyarına indirir ve çıkarır. 

Yehova
Yehova
Öfkesi korkutucu olan Yehova diğer yandan şefaat de gösterir, o tam anlamıyla kutsaldır (kadoş), yani hem erişilmez ve tehlikelidir hem de selameti sağlar. Yahudilikte şalom (selam/barış) kavramının Eski Ahit’te ve günlük hayatta önemli bir yere sahip olduğu bilinir ve aynı zamanda o Yehova’nın 72 adından biri kabul edilir. Şalom, Yahudiler arasında ad ve soyadı olarak da kullanılır. Süleyman, İbranice’de Şelomo şeklinde okunur ve onun selamı ve barışsever anlamlarına gelir. Günümüzde dindar Yahudiler, Şalom Alehem (selam üzerine olsun) ve karşılığında Alehem Şalom tarzında selamlaşırlar.  

İlk semavi din olarak Yahudiliğin kutsal kitabı eski ahit de şiddet içerdiği söylenen bir çok ayet bulunduğu dile getirilmektedir. Örneğin bir cinayet işlendiğinde ondan yedi kat öc alınması öğüt edilmiştir. Yahudilik dininin indiği dönemki arap yarım adası ve Yahudi topluluğunu göz önünde bulundurursak eski ahit deki çoğu kurallar o dönemdeki Yahudi topluluğu için geçerli olabilecek ve onları yansıtan kurallar olmaktadır. 

Şiddet Tasviri
Şiddet Tasviri
Eski ahit de bir çok şiddet içeriği bulunmasından dolayı Yahudiliğe şiddet dini dense de içinde barışı, sevgiyi ve paylaşmayı emreden ayetler de bulunmaktadır. Yahudilik dinini şiddet öğesi olarak başat koymak diğer semavi dinlerdeki gibi yanlış bir yorumlama olacaktır. Dinlerin indiği dönem, toplum ve koşullar ele alındığında bazı kuralları o döneme ve topluma göre oluşmaktadır. Dinlerin hepsinde bağışlayan ve affeden, barışın önemini vurgulayan bir Tanrı algısı vardır. 

Haçlı seferleri, engizisyon mahkemeleri, savaşçıların kutsanması, şehitlik anlayışı, savaşçı papalar, Hıristiyanlaştırmak amacıyla bütün dünyaya egemen olan sömürgecilik faaliyetleri vb. Hıristiyanlığın şiddet yönünü göstermektedir. Hıristiyanlığın bir başka yönü ise Hz. İsa barış elçisiydi ve Hıristiyanlık sevgi dinidir. Dağ vaazı, düşmanlarınızı bile seviniz ifadesi ve diğerleri bunun kanıtıdır. Bu sebeple olaya biraz daha derinden bakmak gerekmektedir. 

Haçlı Seferleri
Haçlı Seferleri
Semavi dinlerin ikincisi olan Hıristiyanlıkta dini görüşler ve insanların dini uygulayış biçimleri arasında farklılık göstermektedir. İnsanlar Hammurabi’ den beri dini kullanarak ekonomik, siyasi, hukuki ve sosyal yönlerde fayda sağlamak yolundadır. Karşılarına gelebilecek herhangi bir engelde kutsallığı kullanan insanlar Hristiyanlıkta da görüleceği gibi siyasi hamleler için şiddeti dinin meşruiyeti altına alıp bir takım savaşlar ve şiddet propagandaları yapmışlardır. 

Semavi dinlerin sonuncusu olan ve modern paradigmanın günümüzde şiddetin kaynağı olarak gösterdiği islamın kutsal kitabı Kur-an da şiddet içeriği bulunan ayetler bulunsa da genel olarak islam dininin inandığı Tanrı ve emrettiği kurallara bakıldığında islam dininde birtakım siyasi çıkarlar uğruna şiddetin kaynağı olarak gösterildiği gözükmektedir. 

İslam Öncesi Araplar
İslam Öncesi Araplar
İslam dininin indiği coğrafya barbar bir toplum olup tıpkı Yahudilik dininin indiği zamanki toplum düzenleyici kurallara benzer kurallar bulunmaktadır. Fakat islam dininde Tanrı bir kişinin sadece kendini savunması için başka bir kişiye şiddet kullanması gerektiğini birkaç farklı ayetler de gözükmektedir. İslam dininin günümüzde şiddetin kaynağı olarak gözükmesi modern paradigmanın dinleri kendi kalıbı içine sokmaya çalışmasının bir sonucu olarak görülmektedir. 

Modern paradigma ile dinler kendi içlerine çekilmesini amaçlayan batı toplumu kendinden olmayan doğu toplumunun dini duyguları ve düşüncelerine karşı çıkıp dışlamışlardır. Hegel’in açımlamasıyla devam edebilirsek, yalnızlığıyla kendisini tanımlayamayan bilinç için başkasında kendini görmesi tek çare olarak gözükmektedir. 

Hegel Diyalektiği
Hegel Diyalektiği
Ben ve öteki arasındaki asli ilişki içinde ortaya çıkan geçiş ya da dönüşüm, bilinç alanı içindeki birlikteliğin sınırlı ifşasından başka bir şey değildir. Bilinç, içinde ifşa ve gizliliğin birlikte bulunduğu bir alan veya aşikar olma ve gizlenme arasındaki bir diyalektik süreç olarak, kendisini zemin (arka plan) şeklinde gölgede bırakıp nesnesini aydınlatır.

Bir başka açıdan bu aydınlatma diyalektiğin ikinci aşamasına yani kendini var edip tanımlamasına işaret eder. Böylelikle kendi ötekisini doğu olarak yaratan batı toplumu kalıba sığdıramadığı islamı ve ona inananları öteki olarak görerek aslında psikolojik bir savaş ve şiddet başlatmıştır. 

Modern Din ve Şiddet
Modern Din ve Şiddet
Bu süreç Avrupa ve Amerika da yaşayan ve inanan insanların dışlanması, dini inançlarının saygı görmemesi olarak devam etse de Batı topluluğu terörizm kaynağını islam dini olarak göstermesi ile sonuçlanmıştır. İslami terör örgütleri ve finansörlerine bakıldığında genellikle batı kaynaklı uluslar ve şirketler olmaktadır. 

Modern paradigmanın ilk önce dini öğeleri yok etme isteği ve sonra ise kendi ötekisini yaratıp kendinden olmayan ile çatışma isteği sonucu olarak günümüzün ötekisi olan islam dini terörün ve şiddetin sebebi olarak gösterilmektedir. İslam dininin Tanrısının inananlarını aslında pasiflik duygusu içinde yönlendirmesi doğabilecek daha büyük şiddetin bir nebze önlediği de aşikardır. 

21. Yüzyıl Şiddetin Temeli
21. Yüzyıl Şiddetin Temeli
Dinin şiddetin doğurması, insanların dini kullanarak şiddet yaratmasından daha aşağı bir durumdadır. Dini metinlerde şiddet öğeleri tabi ki bulunmaktadır. Dini metinlerin oluştuğu dönemlerdeki toplumları yönlendirmek için oluştuğu düşünülen bu kurallardan ziyade, bu açıklığı 21. Yy. da bile kullanmaya çalışan insan, gerek dini gerekse evrimsel olarak şiddetin kaynağıdır.
Daha yeni Daha eski