Modernizm ve Din

Akademi haftasının dördüncü gününün üçüncü içeriği olarak modernizm ve din konusunu ele alacağız.Modernizmin sürekli ilerleme yasası din ile hep çatışma içinde olmuştur. Dinin ruhaniyetini kabul etmeyen modern düşünce, aklı ön plana alarak tek bir gerçeğin varolacağına bunun da akıl ile bulunacağına vurgu yapmaktadır. Coğrafi keşifler, Rönesans ve Reform hareketleri ile dini kendi içine itmeyi başaran modernist düşünce yaşamın her alanında din ile çatışmış ve onu yok saymıştır. Modernizmin bu tutumu birtakım bastırılmış duygulara neden olmuştur. Postmodern düşünce modernizmin aksine dini tamamen yok etme algısına karşı çıkmış dini farklılık ve yerellik vurgusu ile yaşam alanı hakkı sunmuştur. Bu çerçeve de çalışmamız modernizm nedir? Modernizim ve din arasındaki ilişki nedir? Mutlak zafer var mıdır? Gibi soruların cevabını arayacağız.

Dini İnançlar
Dini İnançlar


Modernizm ve Din Kavramı


Modern kelimesi "güne ait olan" olarak kullanılmakla birlikte modern, kavram olarak sürekli yeni olana vurgu yapmakta, yeni olana odaklanmaktadır. Din borç anlamına gelen "deyn" ile aynı kelimeden türemekle birlikte kavram olarak din, bir kutsal varlığa inanma ve tapınma kurallarını belirleyen sistem olarak tanımlanmaktadır. 

Modernizm: yenileme ve yenilenme, bunun sürekli hale getirilme durumu üzerinde dururken dini eleştirmiştir. Modernizm sürecinde dini tamamen saf dışı bırakma ya da görmeme üzere düşünce hakim durumdadır. Modernizmin doğuşu coğrafi keşiflerle başlamakla ile birlikte Rönesans ve Reform hareketleri ile güçlenmiştir. 

Rönesans Tablosu
Rönesans Tablosu
Modernizmin temeli olarak gözüken Rönesans "yeniden doğuş" u simgelerken Reform ise dini kendi içine doğru itmesi olarak gözükmüştür ve modernizmin temelini oluşturmuştur. Modernizmin doğuşunda bulunan bu iki kavram din yerine aklı ve bilimi ön planda tutarak din kavramı ile çatışmaya girmiştir.  

Modernizmin temel ilkeleri insanı özgürleştirmek, insanları daha zengin yapmak, barışı tam olarak sağlamak ve tüm vaatlerin sonucunda insana mutluluğu getirmek olarak bilinmektedir. Modernzmin temel özellikleri ise insan aklına güvenmek ve ona önem vermek, tek bir gerçeğe inanmak, evrensel ahlak inancı ve sorgulamaktır. 

Auguste Comte
Auguste Comte
Modernizm düşünürlerinden olan ve sosyolojiye ismini veren Auguste Comte tarihi bir ilerleme süreci olarak görür ve evrimci bir düşünürdür. Bu etki ile Comte toplumların üç hal’ den geçtiğini yani üç aşamadan geçtiğini ileri sürer. Bu aşamalar teolojik aşama, metafizik aşama ve  pozitivst aşamadır. 

Modernizmin temel düşüncelerinden olan pozitivst aşamaya önemle vurgu yapan Comte’ a göre sadece fiziksel veya maddi dünyanın gerçeklerine dayanan bilim anlayışına sahip olanlar modernizmi anlayabilirler. Modernizmin siyasi yapı taşı toplumsal sözleşme kuramıdır. Bu kurama göre bireyler kendilerini kolektif düzenin bir parçası olarak kabul ederek toplum faydasına yoğunlaşmaktadır. 

Toplumsal Sözleşme İle İlgili Tablo
Toplumsal Sözleşme İle İlgili Tablo
Toplumsal sözleşme ile modern devlet yapısı olan ulus devletin inşa edilme süreci kolaylaştırılmıştır. Modernizmin ekonomik yapısı kapitalizm olarak görülmektedir. Kapitalist ekonomi anlayışı modern ulus devlet anlayışına sahip olan burjuvazinin sınırlar olmadan eşit bir vergi sistemi ile sürekli ilerleme yasası olarak görülmektedir. Modernizm burjuvazi bireyleri etrafında ve onların psikolojisi ile şekillenmiştir. 

Bu düşünce sınıf farkının ortadan kalktığı sürekli üretim ve gelişimin var olması gerektiği bir düşünce yapısı olarak gözükmektedir. Modernizm düşüncesi bağlamında yaşamı anlamak Darwinizm ile mümkün olur.  

Darwin ve Mahmut Tuncer
Darwin ve Mahmut Tuncer
Darwinizim’de ilkel olanla yetinmeyip mükemmeli arama anlayışı ve bir sonraki neslin yeni özellikler katıp kendini geliştirmesi düşüncesi modern yaşam düşüncesini geliştirmiştir. Modernizm aklı ön plana alan ve dini öğeleri kabul etmeyen bir görüşe sahip olmasının nedenlerinden biri de determinist düşüncedir. 

Bu düşünceye göre insanın eylemleri kendilerini oluşturan şartlar tarafından belirlendiği için irade özgürlüğünden söz edilemez. Bu yüzden de nedensellik ilkesi devreye girmiştir.  İnsanı durağan bir nesne olarak konumlandıran deterministler modern devletin sürekli ilerlemesi ve kapitalist ekonominin sürdürebilirliğinin kaynağını insanın nesne konumuna gelişi olarak görürler.