Norbert Elias, Modernite, Öz kimlik ve Risk

Akademi haftamızın altıncı gününün üçüncü akademik içeriği ve ilk iki içerik ile bağlantılı olan içeriğimizin konusu Norbert Elias, Modernite, Öz kimlik ve Risk konularıdır. Giddens' a göre modernite nedir? Elias'ın benlik ve kültürel kuram hakkındaki düşünceleri nelerdir? Benliğin yükselişi nedir? Elias' a nasıl bir eleştiri getirilebilir? Gibi soruların cevaplarını içeriğimizde bulabilirsiniz.

Modernite, Öz Kimlik ve Risk 

Giddens çağdaş toplumsal değişim ve onun benlik üzerinde ki etkisine yönelir. Kapitalizm altında imgelerin ve malların hızla artması, benliği sınırlamaktansa ona olanak açabilmektedir. Seçenek çoğulluğu kimi önemli kısmıyla tam da metalaşmış süreçlerin ürünüdür. Benliği kurma misyonu ve risk toplumunun yükselmesi arasında ki bağlantıları özellikle vurgular. Dünya da her şeyin değişebilir olduğu (çoğu zaman istenilen şeklide olmasa) bile idrakının yanı sıra insan kendini ve kendi kimliğini tercihler, kararlar ve yaratıcılık içeren bir şey olarak görmeye başlar.

Norbert Elias 

Elias’ta benliği kültürel kuramda faili kuramlaştırmanın kilit aracı olarak görür. On dokuzuncu yüzyıl ile birlikte çatal bıçak takımını nasıl kullanma biçimleri, bedensel işlevlerin nasıl kontrol edileceği vb. hakkında çok daha ayrıntılı kurallar ortaya çıkmıştır. Elias daha fazla şeyin zevksiz ve kaba olarak görülmeye başladığı bir eğilimi tarifler.

Norbert Elias
Norbert Elias

Üstelik bu şeyler kamuoyundan saklanır. Özel yatak odalarının, tuvaletlerin vb. artışı bundan dolayıdır. Elias, şiddet kullanımına ilişkin toplumsal sınırlamaların arttığını söyler. Ortaçağ toplumlarında insanlar; savaşlarda, kamuya açık alanlarda yapılan idamlar ve popüler kutlamalarda başkalarının acı çekmesinden hoşlanıyor görünmekteydi.

Aksine bugünün toplumlarında bunların belirli yerleri ve kuralları olduğunu söyler. İşte bu değişimlerin sonucunda yeni bir benliğin ortaya çıkmasından bahsetmektedir. Önceki dönemde bireysellik bilincinin utanma ve mahcupluk hissinin daha az olduğunu ileri sürer.  Uygarlaşmış benlikte ise kendiliğinden ve hayvani benlikten ayırma gereksinimine daha fazla duyarlı olduklarından bahseder.

Ortaçağ İdam
Ortaçağ İdam

Bu sürecin bir parçası olarak daha yüksek öz denetim ve öz sınırlama düzeyleri için bir yeti geliştirirler.  Elias o nedenle kişiliğin ve kültürün el ele gittiğini ileri sürer, böylelikle kültür bizi bir benlik ve yaşam hissi ile donatır. Kuramın ileri sürdüğü şey insan failinin yüzyıllar içerisinde yavaş yavaş değiştiğidir. Geçmişte içgüdüler ve bağırsaklara ait hisler ile sürüklendiği halde, bugün düşünümsellik ve öz farkındalık tarafından yönetilir.

Elias’ın çalışmasının ayırt edici yönü ise benliğin yükselişine ilişkin görüşünü devlet oluşum süreci ile bağlantılandırarak sunmuş olmasıdır. Saraylı toplumlarda savaşçılar, statü ve kralın beğenisi için ‘’uygarlaşmış’’ biçimde rekabet eden gruplarla birlikte saray mensuplarına dönüştürülmüş oldu.


Daha eski, kaba ve fevri ortaçağ benlik hissini koruyanlar, incelik ve entrikanın el ele gittiği bir çevrede uzun süre hayatta kalamayacaklardır. ‘’…usuller ve benlik hakkında bu yeni fikirler sarayda kurumsallaştıktan sonra, azar azar daha alt sıralara inmiştir. Bugün toplumda çocukluk dönemimde sosyalleşme süreçleri öz gözetleme ve öz düzenleme için sağlam güçlere sahip aktörler yaratır.

Burada Elias hakkında bir eleştiri getirecek olursak post modern dünya da yaşayan insanlardan daha fazla öz-denetimli, kontrollü olmaları beklenir görüşüdür. Şöyle ki sekiz saat çalışan maaşını düzenli alan bir memurdan müşteri olarak, patron olarak işini iyi yapmasını bekleriz ve bunu kendi kontrol mekanizmalarımız ile sağlayabiliriz ancak. 


Eğer patron veya yanında ki iş arkadaşları işten kaytarması konusunda herhangi bir uyarıda bulunmaz ve göz ardı edecek durumda olursa memur bulduğu her fırsatta işten kaytarmanın yolunu arayacaktır. Kaldı ki kontrol mekanizmalarının varlığında dahi bunu gerçekleştirmektedir.