Stratejik Derinlik

Akademi haftamızın ikinci günündeki ikinci içeriğimiz için Ahmet Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu” adlı kitabı kaynak olarak belirlenmiş ve kitabın ilk bölümü üzerinden bir özet ve çıkarım çalışması yapılmıştır.

Kitap Görseli
Kitap Görseli
“Dinamik bir süreçten geçen bir toplumun bireyi olarak o toplumla ilgili stratejik analizler yapmak, hızla akan ve debisi yüksek bir nehrin içinde seyrederken o nehrin yatağı, akış hızı, akış istikameti ve başka nehirlerle olan ilişkisi konusunda fikir yürütmeye benzer.”

Cümleleri ile başlayan kitap da anlatılmak istenen ise Türkiye gibi dinamik süreçler yaşamış, yaşamakta olan ve yaşayacak toplulukların analizi çok zor olmaktadır. Bunun nedenleri ise olay akışının içinde yer alınıldığında olayın bir bölümüne dahil olunurken olayın geneli kaçırılabilir, olayın dışında yer alınıp geneline odaklanıldığında ise olayın öznesel-bireysel açıları kaçırılabilir ve böylelikle etkin bir analiz yapılamayabilir.

Ülkeler
Ülkeler
Olayın içinde iken objektif olamaz iken olayın dışında ise olaya dahil olanları anlamak güçleşir. Olayları analiz eden bilim insanları da bir tarihe ve coğrafyaya  nüfus etmektedir bu da objektif yaklaşma ve karar alma gibi etkenleri etkilemektedir. Bu gibi durumlar uluslararası stratejik dengeleri çok etkilemektedir. Birçok etken ile şekillenen ve şekillenmeye devam eden bu stratejik hamleleri pek çok farklı şekilde ele alınması gerektiği kitap da vurgulanmıştır.

Uluslararası ilişkileri şekillendiren sosyal nitelikli çalışmalar Davutoğlu’na göre beş farklı boyut ile meydana gelmektedir, bunlar: Tasvir (betimleme), açıklama, anlama, anlamlandırma ve yönlendirmedir. Tasvir boyutu ne sorusuna karşılık gelmek ile birlikte incelenen olayı resmetmeye çalışmaktadır.

Düşünce Boyutları
Düşünce Boyutları
Açıklama boyutu olayın sebep ve sonucunu ortaya koymaya çalışmaktadır. Tasvir ile açıklama arasında kurulan düzgün bir bağlantı kavramlaştırılmayı kolaylaştırmaktadır. Anlama boyutu ise olayı soyutlayarak kişinin ilk önce kendisinin anlaması ve kavraması gerektiği ve özümsediği konuyu detayları ile öğrenmeye çalışmaya başlamasıdır.

Anlamlandırma boyutu ise o olay hakkında artık araştırmacının kendince bir görüşü ve özgün düşüncelerinin ortaya çıktığı boyuttur. Son olarak ise yönlendirme boyutu olay ile ilgili araştırmacının bir sonuca varması ve bu sonuç ile toplumu etkilemesidir.

Coğrafya ve Kültür
Coğrafya ve Kültür
Tasvir boyutu nesnelliğin en üst seviyede olduğu boyut olmak ile sorun ne sorusu ile birlikte sorunu tespit etme boyutudur. Yönlendirme boyutunda ise araştırmacının bulunduğu tarih, coğrafya ve kültür ile etkileşime girdiği kendince soyut birtakım sonuçlar ortaya koyduğu boyut olmaktadır.

Dinamik bir uluslararası çevrede kendileri de dinamik bir değişim süreci içinde bulunan toplumların önünde temelde üç farklı psikolojiye dayanan üç farklı alternatif vardır: Birincisi, kendi dinamizmini sınırlayan statik bir tavrı benimseyerek uluslararası yapının dinamizminin geçmesini beklemek ve bütün tanımlama ihtiyaçlarım uluslararası sistemin istikrara kavuşmasına kadar ertelemektir.

Güç Unsurları
Güç Unsurları
Eğer bir toplum kendi dinamizmini yönlendirme konusunda özgüvene sahip değilse, kendi dinamizminden korkuyorsa ve kendisini bu nedenle statik tanımlamalar içinde tutmaya çalışıyorsa bu yolu tercih edecektir. İkincisi, kendi dinamizminin odaklandığı güç unsurlarını anlamlandırmaksam uluslararası dinamizmin akışına kendini kaptırmaktır.

Bu da kendini tarih içinde bir özne olarak tanımlama sıkıntısı çeken ve tarihi akan bir nehir, uluslararası güç merkezlerini bu nehri yönlendiren etken unsurlar, kendini de bu akışa kapılmak zorunda olan sıradan bir nesne olarak gören bir bakış açısının ürünüdür. Üçüncüsü ise kendi dinamizminin potansiyelini uluslararası dinamizmin potasında bir güç parametresi haline dönüştürebilme çabası içine girmektir.

Kaos ve Düzen
Kaos ve Düzen
Bu tercih her iki dinamizmin kaynaklarını da, mekanizmasını da, akış seyrini de resmedebilen, açıklayabilen, anlayabilen ve anlamlandırabilen bir yaklaşımın ürünü olabilir. Birinciler kaosun anaforundan korunmaya, İkinciler bu anafora kapılmaya çalışırken, üçüncüler kaostan kozmosa geçişin aktörleri olmaya gayret ederler. Temel soru gücün tanımı, tezahürleri ve eksen değişimi ile ilgili olmuştur.

Ülkelerin güç parametreleri artık birbirinden bağımsız yalın unsurlar değil, her biri yeni fonksiyonlarla birbirini etkileyen dinamik unsurlar olarak görülmelidir. Bu dinamik unsurlar da insan unsurunun devreye girdiği çarpanlarla birlikte ele alınmalıdır. Uluslararası ilişkilerin Soğuk Savaş sonrası dönemdeki en önemli gerilim alanları jeopolitik ve uluslararası ekonomi-politiktir.

Soğuk Savaş
Soğuk Savaş
Soğuk Savaş sonrası dönemde ekonomik kapasitenin ulusal güç parametreleri içindeki konumunda önemli bir mahiyet değişimi yaşanmıştır. İletişim teknolojisindeki olağanüstü sıçrama ile hızlı bir ivme kazanan küresel ölçekli karşılıklı bağımlılık ilişkisi devlet-dışı aktörlerin ulusal strateji içindeki önemlerini artırmıştır.

Bugün çokuluslu şirketler arasındaki ilişkiler devlet-ölçekli ilişkilerin de ötesinde etkiler yapabilmektedir. Günümüzde ekonomiyi, teknolojiyi, bilimi ve askeri kuvvetleri elinde bulunduran ülkeler çerçevesinde şekillenen global politikalar, yerel politikaları etkilemekte ve bu büyük güçlerdeki herhangi bir sorun bütün dünyaya da sorun olmaktadır.

Savunma Sanayi
Savunma Sanayi
Günümüz dünyasında politik gündem çok dinamik bir konumdadır. Bu yüzden devletlerin stratejileri daha esnek olması, daha soyut olması gerekmekte ve iç içe geçmiş ekonomik durumda bulunan dünya da güçlü bir şekilde bulunmak için farklılaşmak gerekmektedir. Bu da teknolojik ve bilimsel gelişme ile birlikte savunma sanayi ile birlikte gerçekleşmektedir.

Teknolojik ve bilimsel gelişmenin yanında bulunan savunma sanayinin bölgesel ve global caydırıcılık etkisi olmasının yanında güçlü ekonomik ilişkiler açısından faydalı olacağı günümüz dinamik politikasında açıkça ortadadır.

Dünya ve Düzen
Dünya ve Düzen