Türkiye Cumhuriyeti'nde Romanlar

Akademi haftası ilan ettiğimiz bu hafta da bu sefer de Roman vatandaşların Türkiye cumhuriyetindeki konumu ve bu zamana kadar yaşadıkları süreci ele alacağız. Yazı dizimizin dördüncü yazısı olan Türkiye Cumhuriyeti'nde Romanlar adlı yazımız ile 1923'den günümüze olan süreç de Roman vatandaşların ülkemizdeki  yaşantıları ve hukuki haklarını yazımız da ele alacağız.

Türkiye'de Romanlar
Türkiye'de Romanlar 

Türkiye Cumhuriyeti ve Romanlar

Fransız Devrimi ile ortaya çıkan ulusçuluk akımı ve böylelikle artık etnik kökenin değerinin artması ile Romanlar tekrardan öteki durumuna gerilemişlerdir. İmparatorlukların farklı etnik ve ırkları bir arada tutma ve işleme çabası ulusçuluk akımı ile birlikte etkisini kaybetmiş olup kendinden olmayan ötekileri dışlayan bir politikaya gidilmiştir.

Fransız Devrimi
Fransız Devrimi
Osmanlı imparatorluğundaki önemlerini kaybeden Romanlar yeni Türk Cumhuriyetinde aynı mevki ve yerde kendilerini bulmayı ummuşlardır. Lakin ulusçuluk ve etnisite ile oluşturulan Cumhuriyet politikaları Romanları tekrardan göçebe bir hayata itmiş ve ağır sanayileşme hareketlerine ayak uyduramayan Romanlar öteki konumlarından kurtulacak bir güce sahip olamamışlardır. 

1923 yılında Yunanistan ile imzalanan Lozan antlaşmasından sonra Trakya bölgesindeki Romanlar Ege, Trakya ve Karadeniz bölgelerine yerleştirilmişlerdir ve günümüzde çoğunlukla, İzmir, Aydın, Manisa, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Kocaeli, İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli Zonguldak, Bartın ve Samsun illerinde yaşamaktadırlar. 

Roman Vatandaşlar
Roman Vatandaşlar

Türkiye Cumhuriyetindeki etnik kimlik üzerine kurulmuş olan yeni düzen, teknolojik gelişmeler, sanayileşme ve modernleşme çabaları öteki olarak temsil edilen diğer etnik kimlik sahiplerinin zorlanmasını ve hatta gelişememelerine neden olmuştur. 

Etnik gruplar arasındaki sınırlar doğal bir süreç değildir, gündelik hayat pratikleri içinde kurulan toplumsal sınırlardır. Ayrıca etnik aidiyet duygusunun öznel olduğu, koşullardan etkilendiği ve etkileşim halinde bulunduğu kabul edilmektedir. Böylelikle Roman vatandaşların etnik dışlanmaları, göçebe yaşamları ve günümüz teknolojilerine ayak uyduramamaları hayatlarını etkilemiştir. 

Gettolar da yaşayan eğitim, sağlık vb. yaşam kaliteleri genel toplum nezdinde daha düşük olan Roman vatandaşların kendi etnik kimliklerine olan bağlılıkları günümüzde bile devam etmektedir. Romanların etnik kimliğine özgü yaşam tarzının en belirgin özelliklerinden biri, etnik grubun ekonomi piyasasındaki konumudur. Romanların çoğu; enformel sektörde, düzenli olmayan işlerde ve sosyal güvence olmaksızın çalışmaktadır. 

Getto ve Çocuklar
Getto ve Çocuklar
Türkiye'de yaşayan Çingene/Roman topluluğunun da emek piyasasındaki ve kamu kurumlarındaki önemli ekonomik konumlardan dışlandığını, arzu edilmeyen işlerde çalıştıkları bilinmektedir. Ülkemizde Roman vatandaşların tabi olduğu hukuk kanunları yaşadıkları ötekileştirilme ve aşağı sınıf insan konumuna indirgelenmelerinin resmiyete dökülmüş halidir. Cumhuriyet’in ilk dönemlerdeki hoşgörüsü, 1934 tarihli İskân Kanunu ile son bulmuş ve “şüpheliler” listesinde yer alan Çingenelerin, sığınmacı olarak başvursalar bile vatandaşlık kazanamayacakları anlaşılmıştır. 

Eylül 2006’ya kadar yürürlükte kalan 2510 sayılı Kanun, göçmen olarak kabul edilmeyecekleri şöyle sıralamaktadır: “Türk kültürüne bağlı olmayanlar, anarşistler, göçebe çingeneler, casuslar ve sınır dışı edilenler”… Ayrıca aynı kanun, “göçebeler ve gezginci çingenelerin, İçişleri Bakanlığının mütalaası alınarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca uygun görülecek yerlere yerleştirilmelerini” öngörmektedir.