2000'LERDE ÇOCUK OLMAK

 


 


2000’li yıllarda çocuk olmak çok başkaydı. 90’ların bitişi ve milenyuma giriş… Milenyuma girmenin verdiği heyecanla ortaya çıkan “Milenyum Çılgınlığı”. Bir yandan 90’lı yıllardan kalan etkileri de yaşamış olup bir yandan da milenyum döneminin getirdiği yepyeni bir dönem arasında kalmış çocuklardık biz. Bir yandan dijitalleşen dünyanın gelişimine, kablosuz ve kameralı telefonlara şahit olan, 2000’li yılların başlarında “E-Kolay” ve “Superonline” gibi dönemin en iyi internet ağlarının ortaya çıkmasıyla birlikte internet dünyasıyla tanışan, atari salonlarının yerini internet kafelerinin almasıyla “internet kafe” kültürüyle tanışan, ansiklopedilerin yerini internetin aldığı döneme şahit olan bir nesildik. Kasetlerin önemli bir hızla önemini yitirip CD ve MP3 çalarların yerini aldığı bir dönemde çocukluğunu yaşayan bir nesildik…

 




Counter Strike, Half Life, Call Of Duty, The Sims, Gta Vice City, Gta San Andreas, Winnning Eleven, PES, FİFA, Sim City, Max Payne, Metin 2, Mafia The City of Lost Heaven, Need For Speed, Warcraft, Red Alert, Stronghold Crusader, Knight Online, Medal of Honor, Silkroad, Faircry, Championship Manager, Football Manager ve Total Club Manager gibi dönemin en iyi bilgisayar oyunlarına birebir şahit olan ve bilgisayar oyunları tarihinin en zirve dönemine şahit olan bir nesildik.



2000’lerde çocuk olanlar, aynı zamanda, bilgisayarda müzik çalar programlarının gelişimine de şahit oluyordu. 90’lı yıllarda bilgisayarların müzik çalar programı olan Windows Media Player’a yeni bir rakip çıkmıştı: Winamp. Winamp müzik programı, ayarları ve özellikleriyle Windows Media Player’a nazaran daha gelişmiş bir program olarak karşımıza çıkmıştı. Bu bakımdan 2000’li yıllarda çocukluğunu yaşamış birçok kişi için güzel hatıralar bırakmıştır. Winamp’ın ardından bir de Lime Wire programı çıkmıştı. İnternette bulamadığımız, bulsak da ücretli olduğu için indiremediğimiz, dinlemek için CD’sini almak zorunda olduğunuz şarkıları hemen bulabilen efsane bir programdı “Lime Wire”. Her ne kadar ilk çıktığında çok büyük sükse yapmış olsa da bu çıkışı kısa sürdü. 2010 yılında açılan bir dava sonucu mahkeme kararıyla kapatılan Lime Wire, her ne kadar kısa süre hizmet verse de birçok kişinin gönlünde taht kurmuş bir programdı. Aslında bu program 2000 yılında çıkmış olsa da, Türkiye’de özellikle 2000’lerin ikinci yarısında popüler olmuştur.


Lime Wire programı aynı zamanda İrem (Hayalet Sevgilim), DJ Akman, Gökhan Türkmen (Büyük İnsan) , Gökçe Kırgız (Kalbime Gömerim O Zaman), Neslihan ve Emre Aydın gibi birçok şarkıcıyı da albüm çıkarmadan önce tanımamıza olanak sağlamıştır. Özellikle İrem’in cep telefonundan kaydedilmiş Hayalet Sevgilim (2005) şarkısı, Lime Wire’de patlama yapmış ve birçok kişinin bu programla tanışmasını sağlamıştır. Bu sebeptendir ki Hayalet Sevgilim şarkısından bahsedilince birçok kişinin aklına genellikle ilk olarak Lime Wire programı gelmektedir. Hatta öyle komik durumlara da şahit olunmuştur ki Lime Wire’de o dönem büyük patlama yapmış olan Hayalet Sevgilim şarkısını indirdiğinizde bazen başka bir şarkı, alakasız bir video veya görsel ile de karşılaşabiliyorduk.


ve efsane "Hayalet Sevgilim" şarkısı sizlerle.


Ve gelelim 2000’lerde çocukluğunu yaşamış olanlar için televizyonun önemine… 2000’lerde çocukluğunu yaşamış olan çocuklarda iz bırakmış ve hala etkisi devam eden Selena, Sihirli Annem, Acemi Cadı, Hayat Bilgisi, Çocuklar Duymasın, Evdeki Yabancı, Bez Bebek, Cennet Mahallesi, Eyvah Babam / Eyvah Kızım Büyüdü, Koçum Benim, Kurtlar Vadisi, Deli Yürek, Yılan Hikâyesi, Lise Defteri, Aşk-ı Memnu ve Emret Komutanım gibi efsane dizileri her hafta hiçbir bölümünü kaçırmadan izlerdik. Kız çocukları için Selena, Bez Bebek, Acemi Cadı, Eyvah Babam / Eyvah Kızım Büyüdü ve Sihirli Annem dizileri daha çok izlenirken; erkek çocukları için Emret Komutanım, Koçum Benim, Hayat Bilgisi, Kurtlar Vadisi, Deli Yürek ve Yılan Hikâyesi dizileri daha çok izlenirdi… Hepsi de ayrı bir güzeldi ve ayrı bir özeldi.


 


2000’lerde çocukluğunu yaşamış olanlar için bir de MSN’i bahsetmek çok büyük eksiklik olurdu. MSN öncesinde IRC ve ICQ Chat gibi chat programları bulunmaktaydı ancak hiçbiri MSN kadar etkilemeyi başaramadı. Ne özel anılar yok ki MSN’de… Sevdiğimiz kişiye imalı mesaj verebilmek için sürekli yazıp değiştirdiğimiz MSN durum yazıları, arkadaşlarımızı ve sevdiğimiz kişiyle konuşmak için titreşim atmamız, daha neler neler… Hatta MSN öyle bir etki getirmişti ki, günümüzde kullandığımız kısaltma cümleler (ok, tmm, peki vs.) MSN ile popüler hale gelmeye başlamıştı. Ancak, 2008 yılından itibaren Facebook’un popülerleşmesiyle birlikte MSN de popülerliğini kaybetmeye başladı. Yine de bıraktığı izlerle, yaşattığı güzel hatıralarla ve o güzel geçen yıllarda bizim için hep iyi bir hatıra olarak kalmayı başardı (Ayça_22 virüsü hariç).



Facebook’u da yazmamak olmazdı. Gerçi facebook hala en çok kullanılan sosyal medyalardan biri olsa da ilk çıktığı zamanlarda (2005-2009) şimdiki halinden çok çok farklı tarza sahipti. Bununla birlikte Facebook, İnstagram, Tiktok, Twitter, Snapchat, Foursquare ve Swarm gibi birçok sosyal medya uygularınının atasıdır. Bu bakımdan çok özel bir yeri vardır. Türkiye’de ilk popülerleşmeye başladığı yıllarda, genelde yetişkinler kullanmaktaydı. İlk zamanlarında yetişkinler tarafından hem arkadaşlık kurmak, hem yıllardır görüşülmeyen arkadaşları ekleyip yeniden iletişime geçmek ve hem de fotoğraflar paylaşmak için kullanılan Facebook, 2000’li yılların sonlarına doğru ilkokul ve ortaokul çocukları için de büyük ilgi kaynağı olmuştu. Özellikle Farmville, Online Tavla, Online Okey, Pişti ve Fishville gibi oyunlar çocuklar tarafından büyük ilgi görmüştü.

Her akşamüstü televizyondan Ali Kırca’lı, Reha Muhtar’lı, Mehmet Ali Birand’lı haber bültenlerini de izlemek ayrı bir keyifti.



Her gün Kanal D, Atv ve TRT 1’de yayınlanan çizgi filmleri de ayrı bir keyifti. Bugs Bunny, Digimon, Pokemon, Yugi-Oh, Winnie The Pooh, Tom ve Jerry, Teletabiler, Şirinler, Scoby Doo, Ayı Yogi, Powerpuff Girls, Cedric, Pembe Panter ve Benimle Oynar Mısın (ayrıca bir çocuk programıydı) gibi değerli çizgi filmleri izlemek çok özeldi.



Peki çizgi film veya futbolcu kartlarımız, pokemon veya digimon tasolarımız ve beybladelerimizi unutmak mümkün mü? Tabii ki değil.



2002 Dünya Kupası’nda ve Euro 2008’de A Milli Takımı’nın üçüncülüğüne, 2001 Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye’nin üçüncülüğüne ve Sertab Erener’in “Every Way That I Can” şarkısıyla 1.olduğu Eurovision yarışmasına da şahit olmuş bir nesiliz. Hepsini de televizyondan ailemizle birlikte pür dikkat izlemiş, her anına şahit olmuş bir nesiliz.



Ve tabii ki 2000’lerde bir çok çocuğun gönlünde taht kurmuş Hepsi grubu, Keremcem, Manga, Seksendört, Murat Boz, Özgün, Duman, Yalın, Lara, Hande Yener, Gökhan Özen, Tarkan, Mustafa Sandal ve Serdar Ortaç’tan bahsetmemek olmaz. Tarkan, Mustafa Sandal ve Serdar Ortaç’ı ayrı bir tarafa koymak lazım çünkü onlar 90’larda çocukluğunu yaşayanlarda da aynı izleri bırakmıştı ki bunu 2000’li yıllarda da başarmışlardı. Ancak özellikle Keremcem, Hepsi grubu, Yalın ve Manga 2000’li yıllarda çocukluğunu yaşayanlar için ayrı bir önem taşımaktaydı. Manga’nın animasyon tadındaki klipleri çocuklar tarafından çok beğenilmişti. Hepsi grubunun şarkıları ve klipleri özellikle kız çocukları tarafından çok beğenilmişti. Öyle ki o dönemin bir çok kız çocuğunun odasında elbet bir tane Hepsi grubu posteri, kartpostalı ya da çıkartması bulunurdu. Keremcem, Tarkan ve Yalın da bir çok çocuğun odasında posterleri, kartpostalı veya çıkartması olan şarkıcılardandı. 

 

Aynı şekilde Popstar, Türkstar ve Akademi Türkiye gibi Türk televizyon tarihindeki ilk ses yarışmalarına şahit olmuş bir nesiliz. Bu yarışmalar sayesinde Barış Akarsu, Bayhan, Abidin, Özgür Çevik ve Popstar Firdevs gibi değerli isimleri de tanımış olduk. Televizyondaki ses yarışmalarının yanında ayrıca Biri Bizi Gözetliyor, Buzda Dans, Yemekteyiz, Fear Factor, Var Mısın Yok Musun, Benimle Evlenir Misin ve Gelinim Olur Musun gibi bir çok yarışmaları izlemiş bir nesildik. Öyle ki bu tip yarışmalar 2001 yılında başlayan Biri Bizi Gözetliyor ile başlamış ve bugünlere kadar gelmeyi başarmıştır. Survivor’ın ilk senesini izlemiş bir nesildik. 15 yıldır devam eden Arka Sokaklar’ın ilk bölümlerini izlemiş bir nesildik.


Şimdiki çocuklar ne yazık ki böyle harika çizgi filmleri hem izleyemiyor hem de keşfedemiyor. Bu çok üzücü bir durum olmakla birlikte büyük bir kayıp… Biz 2000’li yıllarda çocukluğunu yaşamış nesil olarak bu güzelliklere son kez şahit olmuş şanslı nesiliz diyebilirim. Çünkü biz 90’lardan kalan sokakta oyun kültürünü, televizyondaki çizgi film ve çocuk dizileri kültürünü doya doya yaşamış son nesiliz. Şimdiki çocukların bir çoğu daha bebek yaşlarında telefondan youtube, instagram ve twitter gibi sosyal medyalarla tanıştırılırken aynı zamanda  tablet ve telefon oyunlarına maruz kalmaktadır. Bu da çocukların ileriki yaşlarında telefon ve internet bağımlısı haline gelmesine ve bizim gibi çocukluk yaşayamamasına neden olmaktadır. 

Kısacası bir dönemin sonuna ve yeni bir dönemin başlangıcına şahit olmuş bir nesiliz. 90’lar kültürünün azalıp sona erdiği ve dijital kültürün giderek arttığı bir döneme şahit olmuş nesiliz...


     YAZAR


0 Yorumlar