90’larda Çocuk Olmak


 


Mahallede çıkıp oynamak, her gün sevgili Barış Manço'nun Adam Olacak Çocuk programını izlemek, belirli saatlerde yayınlanan Susam Sokağı’nı izlemekti. Bugs Bunny, Hi-Man, Taş Devri, Jetgiller, Ninja Kaplumbağalar ve daha nice çizgi filmleri her gün ilgiyle izlemek…  Haftada en az bir kanalda Yeşilçam filmlerinin yayınlanması ve ailecek izlemenin verdiği keyif… Kanal 6’da her akşamüstü beklediğimiz Hugo ve Tolga Abi ve o meşhur “Hügo’ya Küfür Eden Çocuk” vakası… Kış aylarında ısınmak için sobaya dokunarak ısınmanın verdiği mutluluk, her hafta Kral Tv'de top 20 listesini beklemek… Elimizdeki kaseti kalemler sarıp sarıp tekrar tekrar dinlemek… Sabah okula gitmeden önce televizyonu açıp teletexte bakarak maç sonuçlarını öğrenmek…

Her Pazar akşamı ailecek Bizimkiler dizisini ailecek sobanın başında izlemenin verdiği keyif bir başkaydı. Kapıcı Cafer, Sarhoş Cemil, Yönetici Sabri Bey, Şükrü Bey ve Tak Tak Sedat… Her bir karakter sanki çevremizden çok iyi tanıdığımız bizden kişiler gibi gelirdi. Bu yüzden her Pazar Bizimkiler dizisini izlerken kendimize yakın hissederdik. Şirinler’de her bölümde duyduğumuz “iyi bir çocuk olursanız şirinleri görebilirsiniz” sözüne inanıp iyi bir çocuk olursak şirinleri görebileceğimizi düşünmenin verdiği tatlı bir saflık.


Şimdiki gibi imkânlar yoktu, şimdiki çocuklar imkân bakımından çok daha şanslı. Ne bir android telefonumuz ne sınırsız internetimiz vardı. Ne sosyal medya ne tablet ne de bilgisayar – telefon oyunları vardı. Aslında telefon oyunu vardı ama bir taneydi, o da efsane Snake oyunuydu. Yine de şimdiki çocuklar gibi her istediğimiz oyunu oynama seçeneğimiz yoktu. Ama bizim de atarimiz vardı. Atari kasetlerini takar televizyon karşısında saatlerce Mario, Street Fighter, Mortal Kombat, Tsubasa ve Duck Hunt gibi nice efsabe atari oyunları oynardık. Hele o atari salonları yok muydu, arkadaşlarımızla toplanıp sırasıyla atari oynardık.

Bir de atari kasetlerinde “99999 in 1” efsanesi vardı. Bazı atari kasetlerinde bu yazıyı gördüğümüzde sanki içinde 999 bin 999 adet oyun var sanıyorduk. Ancak kaseti taktığımızda o kadar oyun olmadığını görünce hem şaşırıyor hem de saf gibi inandığımıza gülüyorduk.

Misket

Tarkan mı Tayfun mu? Burak Kut mu yoksa Mustafa Sandal mı? Diye arkadaşlarla sınıflaşarak takım tutar gibi dönemin şarkıcılarını desteklemenin getirdiği komik bir masumluk… O dönemlerde beğendiğimiz sanatçıların ne yaptığını nasıl olduğunu hemen sosyal medyadan kolayca öğrenme imkânımız yoktu. O dönemlerde dergiler vardı, televizyon programları vardı, radyo programları vardı… Sanatçıların ne yaptığını ne ettiğini buradan takip edip okurduk. TopPop, Salsa, PopCorn ve Popsi gibi dergiler vardı, bu dergilerde kimi zaman anketler olurdu. Yılın şarkısı, Haftanın şarkısı, En beğendiğiniz şarkıcı vs. bir sürü anketler yapılırdı ve sanatçılar da bu anketleri merakla takip ederdi. Çünkü dinleyicilerin görüşlerini öğrenebilecekleri en iyi yer; dergilerdi.




     YAZAR

0 Yorumlar