Sosyal Medya Tanımı ve Gelişim Serüveni

 

    Medya adını verdiğimiz kavram, yeni ve geleneksel olarak iki gruba ayrılır. Gazeteler, dergiler, televizyon ve radyo geleneksel medya kapsamına girmektedir. Yeni medya tanımı ise CD-ROM, HTML, akan ortam, ağ uygulamaları, sayısal video düzenleme, DVD video gibi ortamlara adını vermektedir. Yeni medyanın çok hızlı bir şekilde gelişmesi sonucunda sosyal medya ortaya çıkmış ve iletişimde büyük bir çığır açan yeni bir devrim başlatmıştır. Geleneksel medya ve yeni medya arasındaki en önemli fark “eşzamansızlık”tır.




Yeni medyayla beraber benzer zamanda olma durumu ortadan kalkmıştır. Geleneksel medya tanımını kapsayan yazılı ve görsel basında – gazete, televizyon vb. iletişim tek yönlü bir şekilde ortaya gelmektedir. Yeni medyada çift yönlü iletişim söz konusudur. Alıcı ve vericinin tek bir yerde toplandığı yeni medyada kitle kavramının yerini kişi ve kişinin seçimleri ilk planda olmaktadır.





Peltekoğlu’nun bakış açısına göre sosyal medya eğlence ve eğitimin beraberliğinden meydana gelen yeni bir medya tanımıdır. Sosyal medyanın hayatlarımıza girmesi ile birlikte toplum, 3G teknolojisi, akıllı telefonlar ve tabletlerle tanışmışlardır. Sosyal medya yalnızca iletişim kurmak amacıyla kullanılmamaktadır. Kullananlar arama yapma, oyun oynama, bilgi toplama gibi farklı birçok bölümü kullanarak, hepsinin gereksinimlerini karşılamak amacındadırlar. Sosyal medyayı aktif şekilde kullanan kişiler değişik kültüre ait olan insanlarla kolay bir şekilde iletişim kurabilmektedir. Normal yaşantımızda kullanılan jest ve mimiklerin sanal ortamda karşılığı olan sembollerle duygu ve düşüncelerini kolay bir şekilde ortaya koymaktadır. Sosyal medya ağlarında geniş kapsamda talep gösterildi bu şekilde sosyal medya yetişkinler ve gençler arasında değerini arttırdı. Sosyal medya kullanıcıları ile ilgili sayısal verilere göz atılacak olursa önemli sonuçlara ulaşılabilir.


 1. Üniversite öğrencilerinin %82’si ve 19 yaş altının %55’i sosyal medyayı aktif olarak kullanmaktadır.


 2. 13-19 yaş arası kullanıcılarının %28’i kendilerine ait bir blog sayfasına sahiptir.


 3. Kullanıcıların %28’i etiketlenmiştir veya fotoğraflar, hikâyeler, blog mektuplar gibi birtakım içeriklere göre sınıflara ayrılmıştır.


4. Sosyal medya kullanıcılarının %48’i YouTube gibi video içerikli paylaşım sitesi kullanmaktadır.


Sosyalleşmeyi seven bir yapıya sahip olan insanoğlu devamlı başkalarına gereksinim duymakta ve toplu bir şekilde yaşamanı sürdürmek zorundadır. Bu şekilde birlikte yaşamak ise iletişimle mümkün olmaktadır. İletişim ağının karşı tarafın anlayacağı biçimde hazırlanıp kişiye net şeklide aktarılması aralarındaki iletişimi güçlü kılmaktadır. Bu olaylardan bağlantılı olarak sosyal medya iletişim ağının bir bölümü olduğundan yaşadığımız yüzyılda en gelişmiş şekliyle önümüze çıkmaktadır. Sosyal medya başta duygu düşünce, haber gibi bilgi aktarımlı iletileri bireylere tek yönlü şekilde kitle iletişim araçları vasıtasıyla ulaştırılmaktadır.


 İletişimle ilgili olarak araştırmalar batı dünyasında 1950 ile 1960’lı yıllara arasında oldukça karmaşık şekilde yapılmıştır. İletişim alanındaki araştırmalar bir araya gelip, bir disiplin olma yoluna girmesiyle birlikte özellikle kitle iletişim araçları üstünde odaklanmaya başlanmış ve kitle iletişim araştırmalarıyla daha kapsamlı bir anlama sahip iletişim çalışmaları birbirleriyle özdeşleşmiştir. Yaşadığımız bu döneme kadar iletişim alanındaki çalışmalarda önemli ölçüde kitle iletişim araçlarının etkileri üzerine odaklanılmıştır.1970’li yıllara ulaşıldığında yapılan araştırmalara bakıldığında yoğun olarak medyanın gündem belirlemedeki etkisi üzerinde olmuştur.




1979 yılında Duke Üniversitesinden Tom Truscott ve Jim Ellis‟in meydana getirdikleri dünya çapındaki tartışma sistemi “Usenet” kullanıcılara sosyal mesajlar yayınlamaları konusunda izin vermiştir. Günümüzdeki anlamıyla sosyal medya ise 23 yıl kadar öncesinde Bruce ve Susan Abelson tarafından kurulan ve çevrimiçi günlük yazarları bir araya toplayan eski bir sosyal paylaşım sitesi olan “Open Dairy” ile başlamıştır.


Şimşek’in iletişim araçlarını gelişim kronolojisi olarak aktardığı liste ise mağara resimleri ile başlamıştır.  1969 yılında oluşturulan Arpanet’i takiben, 1971’de mikro işlemci, 1976’da VHS videokaset kaydı, Teletext, 1978’de Telefax, 1979 Walkman 1980’de CNN(cable news Networks), 1981’de MTV(müzik televizyonu) ve IBM(kişisel bilgisayar), 1982’de aodio compact disk, 1984’de Apple Macintosh bilgisayar, 1991’de World Wide Web (internet), 2004’de facebook, 2005’de Youtube ve 2006’da Twitter oluşturularak sosyal medyanın temelleri oluşturulmuştur.


Başka bir şekilde söyleyecek olursak ilk zamanlarda resimden meydana gelen iletişim süreci,  ikinci adımda ses ve görüntünün eklenmesiyle zamanı ve uzamı yapısal dönüşüme uğratmıştır. Bilgisayar ve internetin günden güne ilerlemesiyle iletişim süreci tekrardan yapısal bir dönüşüm geçirerek, yazının, resmin, sesin ve görüntünün aynı zamanda karşılıklı akışı sağlanarak interaktif bir iletişim süreci başlamıştır. Bu durumun oluşturarak algılamamızı sağlayan salt iletişim araçlarındaki ve süreçlerindeki gelişmeler değil, küreselleşme sürecini oluşturan siyasi, ekonomik ve kültürel hepsinin bir bütün olarak görülmesiyle mümkündür. Benzer şekilde küreselleşme olgusunun iletişim araçları ve süreçleriyle nasıl bir ilişki içerisinde olduğuna dikkat etmek gerekmektedir. Bu anlamda sosyal medya zaman ve yer algısı olmadan her koşulda, mekânda paylaşımın, tartışmanın ve diyaloğun olduğu bir iletişim biçimidir. Bu kapsamda sosyal medyanın temelinde ‘iletişim’ ve ‘paylaşım’ yatar.





1997 yılında kullanıcılara görüntü oluşturma ve arkadaş listeleme olanağı sunan, 1998 yılının ilk zamanlarında ise arkadaşlarının listelerini bakabilme şansı sunan arkadaş odaklı sixdegrees.com sitesi ise sosyal ağların ilk örneği olarak ortaya çıkmıştır.Uygulama kısa zamanda tanınmaya başlamış ve 2000 yılında 125 milyon dolara satılmıştır. Fakat benzer sitelerin çoğalmasıyla rekabete girememiş ve 2001 yılında kapanmıştır. Zamanın en fazla kullanılan sosyal medya uygulaması olan Facebook, 2004 yılında Mark Zuckerberg ve oda arkadaşları tarafından Harvard Üniversitesi içinde kurulmuştur. Uygulama 2005 yılında daha çok akademik camia içinde kalmış ancak 2006 yılıyla birlikte şimdiki niteliklerine kavuşarak genel kitleye ulaşmıştır


Ahmet Aydoğan
Araştırmacı-Yazar

0 Yorumlar