Akademi haftamızın üçüncü gününün üçüncü çalışması feminizmdir. Feminizm anlamı ve tarihi bakımından çok geniş bir kavramdır. Feminizmin tarihsel süreçlerdeki aşamaları, feminist mücadelenin anlamı, kavramın uğradığı değişimler ve günümüzde nasıl bir çağrışım yaptığına yönelik kısa bir çalışma olacaktır. Bu çalışmada sizler feminizmin aslında nedir? ve feminizm temelleri nelerdir? sorularına yanıt bulacaksınız.
![]() |
| Feminizm |
Feminizm
Türk Dil Kurumu’na göre Feminizm “Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi” olarak ifade edilmektedir. Wikipedia’ya göre Feminizm ise “kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik muhtelif ideolojiler, toplumsal hareketler ve kitle örgütlerinden oluşan harekettir.” diye ifade edilmektedir.
Feminizm Latince bir kelime olan “femina” dan türemiş bir kelimedir.Femina, Latince’de “kadın” demektir. Bu kelimeden türeyen feminizm kavramı, eşitliği ve toplumsal gruplar arasındaki farklılıkların yok edilmesini savunur. Dünyadaki kadın-erkek eşitsizliğinin bulunmasıyla birlikte, feminizm düşüncesi de kadının toplum içindeki yerini iyileştirmek olarak ortaya çıkmıştır.
![]() |
| Lady Mary Wortley Montagu |
Modern anlamda bir felsefe ve bir hareket olarak feminizmin kökeni kadının eğitimi hakkını savunan Lady Mary Wortley Montagu ve Marquis de Condorcet gibi özgür düşünürlerin de içinde yer aldığı Aydınlanma dönemine götürülmektedir. Lady Mary Wortley Montagu bir dönem Osmanlı topraklarında bulunan İstanbul’da yaşamıştır ve kadınların eşit mülkiyet hakkına atıf yapan ve bu yönde yazıları olan ilk kadın aktivist veya yazar olarak görülebilmektedir.
Marquis de Condorcet Fransız devrim anayasasının yazımında bulunan ve kadın-erkek eşit eğitim sistemine vurgu yapan bir filozoftur. Kadınlar için ilk bilimsel topluluk Hollanda Cumhuriyetinin güneyinde yer alan bir şehir olan Middelburg‘de 1785 tarihinde kurulmuştur. İngiliz kadın yazar Mary Wollstonecraft’ın feminist olarak adlandırılabilen A Vindication of the Rights of Woman (Kadın Haklarının Müdafaası) (1792) adlı eseri bu konuda ilk çalışmalardan biridir.
![]() |
| Feminist Eğlem Görseli |
Feminizm 19.yüzyılda kadınlarda adaletsiz davranıldığına ilişkin inanç arttıkça organize bir hareket haline geldi. Feminist hareketin kökleri ilerlemeci hareket özellikle de 19.yüzyıldaki reform hareketi içinde yer almaktadır. Harekete féminisme adını veren kişi ütopyacı sosyalist Charles Fourier‘dir(1837). Fourier, 1808 gibi erken bir tarihte kadın haklarının genişletilmesini tüm tüm toplumsal ilerlemenin genel prensibi olduğunu öne sürmüştür.
Feminizm kavramı ilk olarak sosyal filozof Charles Fourier (1772–1837) tarafından ortaya atılmıştır. Fourier sosyal gelişmenin kadınlara verilecek daha fazla özgürlükle mümkün olduğunu savunmaktaydı.Teori olarak feminizm ilk olarak 18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyılın başlarına denk gelen zaman aralığında temel haklar kategorisinde dünya sahnesine çıkmıştır. Başlarda temel haklara sahip olanların sadece erkekler olduğu düşünülürdü; çünkü topluma ataerkil gelenekler hâkimdi; ancak 1793 yılında Fransa da Olympe de Gouges bu durumu protesto etti.
![]() |
| Gouges Görseli |
Gouges İnsan Hakları olarak görünen “Erkek Hakları”nın on yedi maddesinin kadınlara uyarlanmasını önerdi. Bunu da şu ünlü sözüyle dile getirdi: “Eğer kadının idam sehpasına mahkûm olma hakkı varsa, tribünden izleme hakkına da sahip olmalıdır.” Fransa’da elde edilen bu haklar kadınlar için bir ilktir.
Feminist Dalgalar
Feminizmin ilk dalgası; 19. yüzyılın son yıllarına doğru birçok Avrupa ülkesinde; Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya’da feminizm ve özellikle de kadın hareketlerinin kitlesel ilk dalgası başladı. Bu hareketin başlamasına sebep olan şey sözcülerine göre erkeklerle politik olarak eşit haklara sahip olma isteği, aynı iş için erkeklerle eşit ücret alma isteği ve kadınların da üniversiteye gidip her işte çalışma isteğiydi.
![]() |
| Türkiye’de Kadınlara Seçme Hakkı |
Kadınlara seçme hakkı, ilk olarak 1893 yılında Yeni Zelanda’da tanındı, yaygınlaşması ise 20. yüzyılda oldu. Feminizmin ikinci dalgası;Feminizmin ilk dalgası 20. yüzyılın ilk 20 yılına kadar devam etti. Bu süreçte birçok ülkedeki kadınların taleplerinin büyük bir bölümü hali hazırda yerine getiriliyordu. Buna karşılık birçok sebep, kadınların toplumdaki geleneksel yerlerine geri dönmelerine sebep oldu. 1929’daki dünya ekonomik krizinde iş sıkıntısı ortaya çıktı ve işten ilk çıkarılan grup kadınlardı.
Alman faşizmi döneminde de kadınların üniversitede eğitim almalarına ve iş hayatlarına sınırlandırılmalar getirildi. İkinci dünya savaşında erkekleri savaşta olması nedeniyle sayısızca kadın, endüstrilerde çalışmaya başladı. Ancak savaş sonrasında tekrar “kadın ve anne olmak” görevlerine geri döndüler. Feminizm dinin çeşitli yönleri üzerinde büyük etkisi olmuştur.
![]() |
| İkinci Dünya Savaşı Görseli |
Protestanlığın liberal kollarında kadınlar günümüzde din kadını olabilmektedir ve reform içindeki muhafazakar ve yeniden yapılanmacı Yahudilikte kadın, rabbi ve cantor olabilmektedir. Bu Hristiyan ve Yahudi gruplarında kadın gittikçe daha fazla iktidar sahibi olup erkekle eşit duruma gelmekte, bakış açıları inanca ait yeni ifadelerin ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir.
İslam ülkelerinde de çoğu kadın alim her iki cins tarafından kendilerine yöneltilen İslamiyetle ilişkili soruları Arap televizyonlarında yanıtlamaktadırlar. İçinde bulunduğumuz günlerde İslam ülkelerinde kadınların imamlık sorunu tartışılmakta, müftü yardımcısı olabilmektedir. Feminizmin ilk çıkışından bu yana kadınlar birçok haklarını elde etmişlerdir.
![]() |
| Feminazi Karikatirize Görseli |
Günümüzde Feminizm Femi-Nazi’lik ve Feminist-Hak arayışında bulunanlar olarak ikiye ayrılabilmektedir. Femi-Nazi’lik tamamiyle erkek düşmanlığı olarak görülürken, Feminist-Hak arayışı kadın ve erkek arasındaki eşitliğe vurguya devam eden femisnist görüştür. Günümüzde Feminizme en büyük zararı kendi içlerinden çıkan bir düşünce olan Femi-Nazi düşüncesi vermektedir. Nedeni ise erkek düşmanlığı hatta ve hatta tek cinsli dünya hayali olan bir dünya anlayışına sahip olmasıdır. Feminizm temel hak ve özgürlük anlayışı ile yola çıkıp global kadın-erkek eşitliği aramakta olan bir kadın hareketi olarak günümüzde devam etmektedir.






